Tespit edilen bütün kanser vakalarının yalnızca %5-10’u genetik kusurlara, %90-95’i çevre ve yaşam şekline bağlı olduğu görülmüştür. Fazla kilolu ya da şişman (obez), meyve ve sebzenin yeteri kadar tüketilmemesi, yetersiz fiziksel aktivite, tütün ve alkol kullanımı gibi başlıca davranışsal ve beslenme faktörleri kanserden kaynaklanan ölümlerin yaklaşık üçte birine neden olmaktadır. Kanserden ölümlerin %22’si ise en önemli risk faktörü olan tütün kullanımından kaynaklanır.

Günümüzde risk faktörlerinden kaçınarak ve kanıtlamış önlem stratejilerini uygulayarak, %30-35 oranında kansere yakalanma riski azaltılabilir. Erken tanı ve uygun tedavi ile de birçok kanserin iyileşme oranı arttırılabilir.

Kansere neden olan değiştirilebilir veya önlenebilir risk faktörleri

Kanser yükünü önemli ölçüde azaltmak için risk faktörlerinin değiştirilmesi ve ya önlemesi gerekir. Bu risk faktörleri şunlardır:

  • Sigara ve diğer tütün ürünlerinin kullanımı
  • Pasif içicilik (Sigara ve diğer tütün ürünlerinin dumanına maruziyet)
  • Fazla kilolu veya obezite
  • Meyve ve sebzenin yetersiz tüketilmesi, sağlıksız beslenme alışkanlıkları
  • Yetersiz fiziksel aktiviteye sahip hayat tarzı
  • Alkol kullanımı
  • Cinsel yolla bulaşan virüs olan İnsan Papilloma Virüsü (HPV) enfeksiyonu
  • Hepatit B (HBV) veya diğer kanser yapıcı enfeksiyonlar
  • İyonize ve ultraviyole radyasyon
  • Kentsel hava kirliliği
  • Katı yakıtların kullanımıyla oluşan kapalı alan dumanı
  • Çalışma ortamlarında kansere neden olabilecek maddelere maruz kalmak

Kanserden Korumaya Yönelik Önlemler:

Sigara başta olmak üzere tütün ürünlerinin hiçbirini kesinlikle kullanmamak

Akciğer kanserinin %90’ dan fazlası sigara kullanımından kaynaklanmaktadır. Sigara dumanında 4000’den fazla kimyasal madde bulunur. Bu maddelerin 250’si zararlı, 50’den fazlası ise kansere neden olur. Nargile, pipo ve puro kullanımı ise akciğer kanseri ile birlikte farklı kanser türlerine ve başka hastalıklara yol açmaktadır. Elektronik sigara da insan sağlığı açısından tehlikeli maddeler içerir. Tütün kullanımı ile genellikle akciğer kanseri ilişkidir fakat tütün kullanımının oral kavite (ağız boşluğu) ve larinks (gırtlak), mesane, özofagus (yemek borusu), karaciğer, pankreas, kemik, lösemi, mide, böbrek ve serviks (rahim ağzı) kanserine de neden olduğu bilinmektedir.

Tütün ürünlerinin kullanılmaması ya da bırakılması başta akciğer kanseri olmak üzere birçok kanser türü ve hastalığa karşı mücadelede önemli rol oynar. Daha sağlıklı ve uzun bir yaşam için bireyin yaşı ne olursa olsun tütün ürünlerinin kullanımı bırakmak ya da başlamamak önemli bir yere sahiptir.

Pasif içici olmama, dumansız alanlar oluşturma

Pasif içicilik; başkalarının içtikleri veya yanan tütün ürününden -sigara, puro, pipo, nargile, elektronik sigara gibi- kaynaklanan dumanın solunmasıdır ve dünyada her yıl birçok insanın ölümüne neden olmaktadır. Birey tütün ürünü kullanmıyorsa bile tütün dumanına maruz kalması; kalp krizi, akciğer ve meme kanseri gibi ölümcül hastalıklara yakalanma riskini arttırır ayrıca çocuklar üzerinde daha kritik etkileri vardır. Bu nedenle toplum sağlığı için dumansız hava sahaları çok önemlidir. Ülkemizde de uygulanan kapalı alanlarda sigara yasağı ile dumansız hava sahaları oluşturulmuştur. Bizim de sosyal yaşantımızda ve evlerimizde tütün ürünlerine karşı önlemler almamız oldukça önemlidir.

  • Sağlıklı kiloya ulaşmak ve bunu koruyabilmek
  • Yeterli ve dengeli (sağlıklı) beslenmek
  • Yeterli düzeyde fiziksel aktiviteye sahip olmak
  • Alkollü içeceklerden uzak durmak
  • Güneş ışınlarına fazla maruz kalmamak ve koruyucu önlemler almak
  • Radon başta olmak üzere radyasyon maruziyetini azaltmak
  • Kadınlar için emzirmek
  • Hepatit B ve HPV aşılarını yaptırmak
  • Kentsel hava kirliliğinin azaltılması
  • Katı yakıtları kullanmamak
  • Gerekli kanser taramalarını yaptırmak

Kendi Kendine Meme Muayenesi

Meme kanserine erken dönemde tanı konması, tedavinin başarıya ulaşması ve kişinin hayatta kalma şansını arttırmaktadır. Erken teşhiste en önemli faktör, kişinin bu konuda bilinçlenmesidir. Erken tanı için aşağıdaki yöntemler uygulanmaktadır.

20-40 yaş arası: Her kadının ayda bir kez kendi kendine meme muayenesi yapması gerekmektedir. Ayrıca iki yılda bir düzenli olarak meme muayenesi olunmalıdır. Kendi kendine meme muayenesi için en uygun zaman adetin başladığı gün 1.gün olarak sayılarak 7-10 günler arasıdır.

40-69 yaş arası: Ayda bir kendi kendine meme muayenesi yapılmalı, yılda bir hekime meme muayenesi için başvurulmalı ve iki yılda bir mamografi çektirilmelidir. Kendi kendine meme muayenesi için en uygun zaman adetin başladığı gün 1.gün olarak sayılarak 7-10 günler arası ve adet görmeyen kadınlar için akılda kalması kolay olması için her ayın belirli günüdür.

Ülkemizde her ilde bulunan 'Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi'nde kadınlar için meme kanseri tarama programı kapsamında ücretsiz olarak verilen hizmetler şunlardır:

• Kendi kendine meme muayenesi danışmanlığı

• Yılda bir klinik meme muayenesi

• 40-69 yaş arası kadınlara iki yılda bir mamografi (meme filmi) çekilmesi

Referanslar:

1) https://hsgm.saglik.gov.tr/tr/kanser-turleri/kanser-turleri/meme-kanseri.html

2) https://hsgm.saglik.gov.tr/depo/birimler/kanser-db/yayinlar/afis_ve_brosur/14-_KKMM_Brosuru_1-2.pdf

3) https://hsgm.saglik.gov.tr/tr/kanser-taramalari